İbra sözleşmesi alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini konu alan bir sözleşme türüdür. İş hukuku uygulamasında ibraname olarak ifade edilen belgeler borcun ifa edilerek sona erdiğini belgelemek amacıyla düzenlenmektedir.
Türk Borçlar Kanununun 420. maddesi işçi-işveren arasında akdedilen ibra sözleşmesini ve ceza koşulunu düzenlemektedir. Bu maddeye göre iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai hükümler geçersizdir. Ayrıca maddenin devamında bir ibranamenin geçerli olabilmesi için gereken şartlar sayılmıştır.
Bu kapsamda bir ibranamenin geçerli olması, iş sözleşmesinin sona ermesinden en az 1 ay sonra imzalanmasına bağlıdır. İşten ayrılma ile ibraname imzalama arasında 1 aydan az süre olması halinde, ibranamenin geçerliliğinden bahsedilemez. Bu nedenle ibraname kesinlikle tarih içermelidir. İbranamenin tarih içermemesi veya iş akdinin fesih tarihinden sonraki 1 ay içinde hazırlandığının ibraname içeriğinden anlaşılması halinde, ibranameye değer verilmez.
Yine ibraname için kanun şekil şartı aramaktadır. Bu şekilde şartı ise yazılılıktır. İbranamenin geçerli olması için yazılı olarak yapılması gerekmektedir. İbraname elle yazılabilir, bilgisayarda yazılabilir veya noter huzurunda imzalanabilir. Ancak olası uyuşmazlık durumunda ispat açısından bir sorun doğmaması için noterde yapılması en sağlıklı yöntemdir.
İbra edilen alacak kalemleri, ibranamede tür ve miktar açısından açıkça belirtilmelidir. İbranameye konu olan işçilik alacakları, örneğin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, hafta tatili ücreti vb. alacaklar, alacak miktarı ile birlikte yazılmalıdır.
Ayrıca ibra edilen alacak kalemleri banka kanalıyla, hak edilen miktarda eksiklik olmadan ödenmelidir. Banka kanalıyla ödeme yapılmadığı halde, ibraname geçersiz olacaktır. Banka kanalıyla yapılan ödemeler ibranameyi geçersiz kılsa da, ödeme hususunun başkaca delillerle ispatlanması mümkün olduğundan, alacağın ödendiği ve borçtan kurtulunduğu kanıtlanabilir.
Önemle belirtilmelidir ki ibra sözleşmesi, taraflar arasında serbest iradeyle ve bilinçli olarak yapılmalıdır. Eğer bir tarafın iradesi hile, korkutma veya esaslı bir hataya dayalı olarak oluşturulmuşsa, bu durumda ibra sözleşmesi geçersiz kabul edilebilir. Yargıtay’ın bu konuda aldığı kararlar da ibra sözleşmesinin serbest iradeye dayalı olması gerektiğini ve herhangi bir taraftan kaynaklanan hile, korkutma veya yanıltma gibi unsurların bulunması durumunda ibra iradesinin geçerliliğini sorgulayabileceğini göstermektedir.
İbranamenin Geçerliliğine İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.06.2021 Tarih 2018/9-169 Esas 2021/872 Karar “…Diğer taraftan davacı vekili 05.04.2011 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin yasal haklarının kendisine ödeneceğini düşünerek ibranameyi imzaladığını ileri sürmüş, 19.03.2012 tarihli duruşmada ise, davacının davalı işveren yetkilisinin kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin bordrolar ile ibranameyi imzaladığı takdirde işsizlik ödeneğinin verilebileceğinin söylendiğini, imzalamadığı takdirde başka yerde işe girmesinin engelleneceğinin bildirilmesi üzerine bahsi geçen belgeleri imzaladığını ancak bir ödeme yapılmadığını belirtmiştir. Bu hâlde iradenin ne şekilde fesada uğratıldığına dair çelişkili iki ayrı iddianın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda dosya kapsamı, tanık beyanları ve davacı tarafın çelişkili iddiaları birlikte değerlendirildiğinde kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin bordrolar ile ibranamenin davalı işveren tarafından davacının iradesi fesada uğratılarak alındığının ispat edilemediği sonucuna varılmıştır…”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 08.11.2017 Tarih 2015/1303 Esas 2017/1314 Karar “ İşçi emeği karşılığında aldığı ücret ve diğer parasal hakları ile kendisinin ve ailesinin geçimini temin etmektedir. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin nedensiz yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. İş hukukunda ibra sözleşmeleri dar yorumlanmaktadır. İşverenin işçiye olan borçlarının asıl sona erme nedeni ifa olarak ele alınmaktadır. Borcun sona erme şekillerinden biri olan ibra sözleşmelerine iş hukuku açısından sınırlı biçimde değer verilmektedir.
İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmiş sayılmalıdır.
İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez.
İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan mülga 818 sayılı Kanunun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden değerlendirilmelidir.
İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde ibra iradesine değer verilemez.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi de mümkün olmaz. Bu nedenle işveren tarafından işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez.
Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi uygulanmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede irade fesadı halleri ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.
İşçinin ibranamede kanuni haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
İbraname savunması hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.”