ALDATMA (ZİNA) SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI
Türk Medeni Kanunu’nda evlilik birliğinin sona ermesine yol açan özel boşanma sebeplerinden biri zina(aldatma)dır. Eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken başka biriyle cinsel ilişki yaşaması, diğer eş açısından boşanma davası açma hakkı doğurur. Zina, kanunda açıkça düzenlenmiş özel boşanma sebeplerinden biri olduğu için, ispat edilmesi halinde hâkim boşanmaya karar vermek zorundadır.
ALDATMA (ZİNA) SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASININ ŞARTLARI
Zina nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir.
1. Taraflar arasında geçerli ve resmi bir evlilik birliği bulunmalıdır.
Evlilik devam ederken eşlerden birinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi zina olarak kabul edilir. Dolayısıyla nişanlılık döneminde gerçekleşen zina eylemi, sonra evlilik içinde zina nedeniyle boşanma davası açma hakkı vermez.
Ayrıca boşanma davası açıldıktan sonra, yargılama süresi boyunca taraflar hala evli sayıldığı için, dava sırasında da birbirlerine karşı sadakat yükümlülükleri devam eder. Hatta mahkeme tarafından boşanma kararı verilse bile, bu boşanma kararı henüz kesinleşmeden başka bir kişiyle cinsel ilişkiye giren eş de zina fiilini işlemiş olur. Bu nedenle boşanma davasının açıldığı tarihten kesinleştiği tarihe dek gerçekleştirilen zina eylemi, ek bir dava ile öne sürülebilir.
2. Zina Eylemi Gerçekleşmiş Olmalıdır.
Zina eyleminin gerçekleşmiş sayılabilmesi için, eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle yalnızca duygusal yakınlık kurmuş olması yeterli değildir. Kanunen zina olarak kabul edilebilmesi için, cinsel ilişkinin gerçekleşmiş olması gerekir. Uygulamada bu durum çoğu zaman dolaylı delillerle ispat edilir. Zinanın kanıtlanması her zaman kolay olmadığından, Yargıtay ispat açısından bazı karineler kabul etmiştir. Eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle aynı otel odasında konaklaması veya aynı evde gecelemesi zinanın varlığına işaret eder.
Zinanın bir veya birden çok kez tekrarlanması, bir fark oluşturmaz. Tek bir kere bile üçüncü şahısla cinsel ilişkiye giren taraf, zina eylemini gerçekleştirmiştir.
3. Zina Eylemini Gerçekleştiren Eş Kusurlu Olmalıdır.
Aldatan eşin kusurlu olması gerekmektedir. Eşin iradesi dışında gerçekleşen durumlar (örneğin cebir veya tehdit) zina kapsamında değerlendirilmez. Bir eşin kendi rızası dışında başkasıyla cinsel ilişkiye girmesi halinde, eşin kusuru bulunmadığından bu nedenle zina nedenine dayalı boşanma davası açılamaz.
4. Tarafların zina nedeniyle boşanabilmesi için aldatılan eş, zina eylemini gerçekleştiren eşi affetmemiş olmalıdır.
TMK madde 161/3 uyarınca zinayı affeden eşin dava açma hakkı yoktur. Zinayı affetme, sözlü veya yazılı olabileceği gibi eşler arasında sergilenen davranışlarla da anlaşılabilir. Aldatan eşe yazılan “geri dön” mesajı veya aldatma eylemi sonrasında eşlerin aynı odada yatmaya devam etmeleri gibi evlilik birliğinin devamına işaret eden hal ve hareketler, eşin affettiğinin göstergesi olabilir.
5. Zina Hareketinin Öğrenilmesinden İtibaren 6 Ay İçinde Dava Açılmalıdır.
Aldatılan taraf, zina olgusunu öğrenmesinden itibaren 6 ay, her halükarda olayın gerçekleşmesinden sonra 5 yıl içerisinde zina nedenine dayalı boşanma davası açmalıdır. Bu sürelerin kaçırılması halinde zina sebebiyle değil, genel boşanma sebebiyle dava açılabilir. Bu nedenle aldatma olayının öğrenilmesinden sonra hızlı hareket edilmesi önemlidir.
ALDATMA (ZİNA) SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Aldatma sebebiyle boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya eşlerin davadan önce son altı ay birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir.
ALDATMANIN İSPATI VE DELİLLER
Zina, çoğu zaman doğrudan ispatlanması zor bir durumdur. Bu nedenle mahkemeler kesin ve güçlü emareler içeren delilleri değerlendirmektedir. Zinanın ispatında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
· Otel kayıtları
· Fotoğraf ve video kayıtları
· Mesajlaşmalar, e-postalar veya sosyal medya yazışmaları
· Telefon kayıtları
· Tanık beyanları
· Banka kayıtları, kredi kartı ekstreleri
· Aynı evde veya otelde kalındığını gösteren belgeler
Mahkeme, hukuka uygun elde edilen delilleri inceleyerek karara varır.
BOŞANMA DAVASINDA GİZLİ ALINAN SES VEYA VİDEO KAYDI DELİL SAYILIR MI?
Mahkemenin bir delili incelemesi için, o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesi gerekir. Ancak Yargıtay, özellikle boşanma davalarında zinanın ispatının zor olması nedeniyle usulsüz elde edilen delillerin kimi durumda mahkemece dikkate alınabileceğini kabul etmektedir. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre mahkeme tarafından değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir.
Bu kapsamda önemli olan aldatılan eşin, aldatan eşinin ses ve görüntü kayıtlarını sırf aldatma vakasını ispatlayabilmek ve mahkemeye delil olarak sunabilmek için almış olmasıdır.
Özel hayatın gizliliğine aykırı davranmamak nasıl bir hukuki yükümlülük ise, eşlerin evlilik birliği içerisinde birbirlerine sadık kalması da aynı oranda hukuki bir yükümlülüktür. Aldatan eşin, hukuki bir yükümlülük olan sadakan yükümlülüğüne aykırı davranmış olması kendi içinde hukuka aykırı bir eylem olduğundan, sırf bu hukuka aykırı eylemi ortaya çıkartmak için aldatan eşin gizli ses ve görüntü kayıtlarının onun bilgisi dışında kayda alınması hukuka aykırı bir eylem olmaktan çıkmaktadır.
ALDATMANIN AFFEDİLMESI
Boşanma davasında affetme, kusurlu eşin eylemini öğrendikten sonra diğer eşin ortak hayatı sürdürme iradesini gösteren her türlü davranışıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre aldatan eş affedilmişse zina sebebiyle boşanma davası açılamaz. Affetme açık şekilde olabileceği gibi örtülü şekilde de gerçekleşebilir.
Zina sonrası aynı evde yaşamaya devam etmek, cinsel birliktelik, tatile çıkmak, evlilik birliğinin devam ettiğini gösteren sosyal medya paylaşımları ve mesajlaşmalarda bulunmak, davadan feragat etmek veya barışma beyanları af kabul edilmektedir.
Affetme gerçekleşmişse, daha sonra aynı olay gerekçe gösterilerek zina nedeniyle boşanma davası açılamaz. Ancak eşlerin evliliği çekilmez hale gelmişse, evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel sebebine dayanarak boşanma davası açılması mümkündür.
BOŞANMA SONUCU MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
Zina sebebiyle boşanma davalarında, aldatılan eşin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır.
Maddi tazminat, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen eşin uğradığı zararın giderilmesini amaçlar. Örneğin ekonomik olarak eşine bağımlı hale gelen eş, boşanma sonucu yaşayacağı maddi kayıplar için tazminat talep edebilir.
Bu tazminata hükmedilebilmesi için: Tazminat talep eden eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması, karşı tarafın kusurlu olması gerekir. Zina durumunda aldatan eş genellikle ağır kusurlu kabul edilir.
Manevi tazminat ise kişilik hakları ihlal edilen eşin duyduğu acı, üzüntü ve psikolojik zararların telafisi amacıyla ödenir. Aldatma, eşin onurunu ve kişilik haklarını zedeleyen bir davranış olarak kabul edildiğinden, mahkemeler çoğu durumda aldatılan eş lehine manevi tazminata hükmetmektedir.
Tazminat miktarı belirlenirken tarafların: ekonomik ve sosyal durumları, kusur oranları, olayın ağırlığı, evliliğin süresi gibi faktörler dikkate alınır.
⚠Aldatma (zina) sebebiyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir ve ispatlanması halinde mahkeme boşanmaya karar vermek zorundadır. Ancak dava açılabilmesi için belirli şartların gerçekleşmesi, aldatmanın mahkeme önünde ispatlanması, aldatmanın affedilmemiş olması ve kanunda öngörülen süreler içinde dava açılması gerekir.
Aldatma sebebiyle boşanma davalarında, özellikle delillerin doğru şekilde sunulması davanın sonucunu doğrudan etkileyen en önemli unsurdur. Bu süreçte uzman bir hukukçu desteği almak, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.